DDbtn
PicPath
Flora    Patika    Gezi Notları   


 

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

Beyaz Şehir / Belgrad [Yelda Kovuk]

 



Beyaz Şehir
Belgrad’a gelince insan ister istemez merak ediyor İstanbul’da ki Belgrad Ormanı ismini buradan mı almış diye. 10. Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman 1521 yılında Sırbistan seferinden dönerken yanında çok sayıda Sırp savaş esiri getirmiş ve esirleri orman içerisinde ki eski bir köye yerleştirmiş. Bu köy Belgrad köyü olarak, orman da Belgrad ormanı olarak anılmaya başlanmış.
Belgrad, Sırbistan
Erken saatlerdeki sabah kahvaltısının ardından Saraybosna’dan yola çıkıp öğleden sonra Balkan Yarımadası`nda ki güneydoğu Avrupa ülkesi Sırbistan’ın başkenti Belgrad`a ulaştık. MÖ. 4. Yüzyıla dayanan geçmişi ile Avrupa`nın en eski şehirlerinden biri olan Belgrad, geçmişten günümüze ulaşan tarihi eserleri, mimari yapıları, ilginç müze ve galerileri ile ülkenin idari, siyasi merkezi olduğu kadar kültürel bir merkezi aynı zamanda. Sava ve Tuna Nehirlerinin birleştiği bölgede kurulmuş olan şehir stratejik konumu nedeniyle, tarihi boyunca 100 den fazla savaşa tanıklık etmiş. 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilmiş ve 357 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmış. 1918 yılında kurulan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyetinin başkenti olan şehir, 20. yüzyılın sonunda Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyetinin dağılması sırasında oluşan Sırbistan - Karadağ isimli birleşik devletin başkenti olmuş. 2006`da yapılan referandum sonrası ise Karadağ, Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan edince, şehir bugünkü Sırbistan’ın başkenti olmuş. İsmi Sırpça’da (Beo-grad) beyaz şehir anlamına geliyormuş. Osmanlı döneminde 200 ün üzerinde yapılan camiiler sebebiyle şehre beyazlık hâkim olduğu için ve kale duvarlarının beyaz olması sebebiyle beyaz şehir dendiği yönünde iki farklı söylenti mevcut. Beyaz şehir denmiş ama yeşil alanları ve içinden geçen nehir ile son derece renkli bir şehir.
Tur otobüsümüzle panoramik şehir turu yaparak başlıyoruz gezimize. Belgrad gökdelenlerini, hükümet binalarını, Parlamentoyu, Nato’nun bombaladığı Genel Kurmay Başkanlığı ve Polis Merkezi’ni görüyoruz. Nikola Paşiç Meydanı’nı, Terazije meydanını ve 1867`de Belgrad`ı terk ederken şehri teslim ettiğimiz Knez Mihailova’nın Anıtı’nın da yer aldığı Republica Meydanı’nı, Üniversite Meydanını görüyoruz. Sonrasında ise diğer Balkan şehirlerinde olduğu gibi otobüsümüzden inerek turumuza yürüyerek devam ediyoruz. İlk durağımız Şeyh Mustafa Türbesi, Osmanlı döneminden ayakta kalan iki türbeden biri. Kaymakam Hüsnü Efendi tarafından 1783-1784 yıllarında yaptırılmış. Dört pencereli altıgen yapı, kesme taştan inşa edilmiş. 2013 yılında TİKA tarafından aslına uygun şekilde restore edilmiş. Buradan Osmanlı döneminden günümüzde ayakta kalan tek cami olan Bayraklı Camii ye gidiyoruz. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmış ama kim tarafından hangi tarihte yapıldığı tam olarak bilinmiyor. İlk adı Çuhacı olan caminin, adının Bayraklı Camii olmasının sebebi ise geçmişte şehirde ki diğer camilerle aynı anda ibadete başlanmasını sağlamak için ezan vaktinde minaresine bayrak asılmasıymış. Şehrin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından işgal edildiği 1717-1739 yılları arasında ,Katolik Kilisesi olarak kullanılmış. Daha sonra şehir tekrar Osmanlı İmparatorluğuna dahil olmuş. Bir dönem şehri geri alan Ali Paşa’nın yaveri Hüseyin Beyin adıyla da anılan (Hüseyin Kethüda Camii) Bayraklı Camii farklı dönemlerde saldırılara maruz kalmış ve şehirde ki Müslüman nüfusun yardımlarıyla tamir edilerek yeniden ibadete açılmış. Son olarak 2004 yılında Kosova`da yaşanan savaşın etkisiyle yakılan cami tadilat sonrası yeniden ibadete açılmış. Kare şeklinde taştan inşa edilen cami, tek minareye sahip.
Sonrasında Kalemeydan (Kalemegdan) turumuza başlıyoruz. Kalemeydan Parkı, Sava ve Tuna nehirlerinin kaynaşmasını görebileceğiniz büyük bir park. Osmanlı döneminde “Kale” ve “Meydan” kelimelerinin bir araya gelmesiyle Kalemeydan olarak anılan alan, tarihi öneminin yanı sıra muhteşem manzarası, yeşil parkı ve doğasıyla yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği, gözde mekanlardan biri. Geniş bir alana yayılan, Tuna ve Sava nehirlerinin kesiştiği noktada ki bir tepede yer alan Kalemeydan parkında, eski bir kale, bir kısmı Osmanlı’dan kalan tarihi yapılar, çeşitli anıtlar ve heykeller, müze ve galeriler bulunmakta. Park her zaman ziyaretçilere açık.
Belgrad Kalesi, ilk olarak Romalılar tarafından inşa edilmiş. Roma kalıntıları halen mevcut.İlk inşasından 18. yüzyıla kadar geçen uzun dönemde, aşamalar halinde bir savunma yapısı olarak inşa edilmiş. Çeşitli dönemlerde tamir edilip güçlendirilen kalenin 14 kapısı var. İstanbul Kapısı, Zindan Kapısı, Leopold Kapısı,Saat Kapısı, Kara George Kapısı , Defterdar kapısı bunlardan birkaçı. Grubumuz kaleye Leopold kapısından giriş yapıyor. Kapı inşa tarihi 1690-1696,ancak dış tarafı 1723-1736 tarihinde yapılmış. Zindan kapısından geçip, eşsiz bir manzaraya ulaşıyoruz. Şarkılara, marşlara konu olan ve 10 ülke gezerek Karadeniz’e dökülen Tuna Nehri’nin Sava Nehri ile güzel buluşmasına şahitlik ediyoruz ve bu güzel manzaradan ayrılmak istemiyoruz. Az ileride ünlü heykeltıraş Ivan Mestrovic`in eseri, Belgrad’ın sembollerinden biri olan Pobednik Heykeli dikkat çekiyor. Zaferi temsil eden heykelin adı da buradan geliyormuş. Pobednik, Sırpçada zafer demek demekmiş. Başlangıçta Terazije Meydanı`na yerleştirilmek üzere yapılmış ancak çıplak bir adamın heykeli olduğu için, şehir merkezinde olup olmaması konusunda bir tartışma başlamış. Sonuç olarak, heykel, uzun yıllar boyunca bir depoda kaldıktan sonra söylentiye göre çıplaklığını gözden uzaklaştırmak için yaklaşık 18 metrelik bir sütun üzerine konularak Kalemeydan üzerine kurulmuş.
Günümüze ulaşmış az sayıda ki Osmanlı eserlerinden Bayraklı cami dışında diğer yapılar Kalemeydan’ da kale içerisinde ve bunlardan biri de Damat Ali Paşa’nın türbesi. III. Ahmet’in damadı ve 4 yıl sadrazamlık yapmış olan Damat Ali Paşa, Mora Fatihi olarak anılıyor. Damat Ali Paşa 1716 yılında Petrovaradin muharebesinde şehit düşmüş ve bu türbeye defnedilmiş. Aynı türbede Damat Ali Paşa’nın yanı sıra, iki paşanın daha naaşları bulunmakta. Kalenin içerisinde ayrıca Sokollu Mehmed Paşa’nın çeşmesini de görmek mümkün. Sokollu Mehmed Paşa Sırp asıllı. Osmanlı Bosna`sında Ortodoks Hristiyan bir ailenin çocuğu olarak doğmuş ve Osmanlı döneminde devşirme olarak Edirne Sarayına getirilerek, Osmanlı kültürü ile yetiştirilmiş ve sadrazamlığa kadar yükselmiş. 14 yıl sadrazamlık yapmış. Sokollu Mehmed Paşa Çeşmesi ,1576-77 yıllarında kendisi tarafından yaptırılmış. Çeşmenin hemen yanında Defterdar kapısı, bu kapının tam karşısında da Saat (sahat) kapısı bulunuyor. Bu kapı adından da anlaşılacağı gibi 17.yüzyılda Andrea Cornaro tarafından yapılan Saat Kulesine ulaştırıyor bizi. Kuleye çıkılabiliyormuş ama merdivenleri darmış. Bir köprüden ilerleyerek Osmanlılar tarafından inşa edilmiş İstanbul kapısına ulaşıyoruz ve bu sırada askeri müzeye ait 1. Dünya savaşından kalmış silah ve araçları da görüyoruz. Müze binası daha ileri de gözümüze çarpıyor. Askeri müzede hem Roma ve Yunanistan hem de Sırbistan ordusuyla ilgili 3000`den fazla öğe sergileniyormuş. İstanbul kapısından Kara George kapısına doğru ilerlerken ise Yunan mimari tarzı ile bir bina gözümüze çarpıyor. 1825-1835 arasındaki dönemde İstanbul Kapısına ana girişi koruyan gardiyanların ihtiyaçları için inşa edilmiş, günümüzde ise Doğal Tarih Müzesi`ne ev sahipliği yapıyormuş. Kalede Sahat Kulesi gibi iyi korunmuş bir de Nebojsa Kulesi kulesi var. Kale tarihi çok eskilere dayandığı için tarihi kalıntıları da bu gezi sırasında görebilirsiniz.
Kalemeydan önündeki hatıra hediyelik eşyalar satan seyyar satıcılar arasından geçerek kültür ve sanat şehri olan Belgrad’ın şehir yaşantısını hissetmek ve hareketliliğine ortak olmak için Knez Mihailova Caddesi’ne geçiyoruz. Cadde boyunca mağaza ,kafe ve restoranların bulunduğu turistlerin yoğun ilgi gösterdiği cadde trafiğe kapalı. İsmini Prens Knez Mihailova Obrenoviç’ten (Sırbistan’da Osmanlı egemenliğine son veren kişi) almış. Hem modern hem de tarihi binaların yer aldığı caddede yürüyerek ilerliyoruz ve Belgrad’ın merkezi olarak kabul edilen Cumhuriyet Meydanı (Trg Republike)’na ulaşıyoruz. Meydanda Prens Knez Mihailova Obrenoviç`in at üstünde bir heykeli mevcut. Bir buluşma noktası olan bu meydanda aynı zamanda protesto ve gösteriler de yapılıyormuş.
Belgrad da görebilecek ve ziyaret edebileceğiniz bir çok tarihi,dini yerler ve müzeler var. San Marco Kilisesi,Aziz Sava kilisesi, Yugoslav Tarihi Müzesi, Nİkola Tesla Müzesi,Sırbistan Ulusal Müzesi bunlardan birkaçı. Biz ise bugünkü turumuzu sonlandırıyor ve otelimize yerleşiyoruz.




Yelda Kovuk






Yasal Uyarı Paylaşılan gezi notlarının tüm sorumluluğu ve Fikri Mülkiyet Hakkı paylaşımı yapan editöre aittir. GezenAdam internet sayfalarına ulaştığınızda, bu sayfalarda bulunan tüm yazılı, sesli ve görüntülü malzemeyi sadece kişisel kullanımınız amacıyla görüntülediğinizi kabul etmiş olursunuz. GezenAdam internet sayfalarında bulunan yazılı, sesli ve görüntülü malzemelerin tamamı ya da bir bölümü, GezenAdam'ın daha önceden yazılı izni alınmadan veya kaynağı belirgin ve bağlantılı olarak gösterilmeden kopyalanamaz, yayımlanamaz, hiçbir ortamda kaydedilemez, kamuya açık yerlerde gösterilemez, değiştirilemez ve uyarlanamaz. Editör bu yazıyı www.gezenadam.com web sitesinde yayınlayarak yazının yazar adı ve bu sayfa bağlantısı verilmesi kaydı ile diğer web sitelerinde yayınlanmasına izin verdiğini kabul etmektedir. Editör kendisine ait olmayan ve telif hakkı içeren veya T.C. yasalarına uygunsuz paylaşımlar yapamaz. GezenAdam şikayet postası almadığı sürece bu paylaşımları yayında tutacak ve içerik sorumluluğunu kabul etmemektedir. Bu paylaşımların içeriği ile ilgili uygunsuz bir durum olduğunu düşünüyorsanız lütfen Site Yöneticisine bildiriniz. Bildiriminiz en kısa sürede değerlendirilip size bilgi verilecektir.