Flora    Patika    Gezi Notları   






Küre Dağları Ilıca Parkuru    
Pınarbaşı / Kastamonu / Türkiye
Parkur Zorluk Derecesi
Kolay
Zor





Başlangıç
409 m
En Yüksek
759 m
Bitiş
410 m

Toplam Yol
17205 m
Tırmanma
474 m
Alçalma
-477 m

Tahmini Süre
4-6 Saat



Uzun zamandır Küre dağlarına çıkıp kamp kurmak, uzun ve keyifli yürüyüşler yapmak istiyordum. Geçen haftalardan birinde Bülent'in hadi gidelim önerisi yedimizi bir araya getirdi. Ancak kamp için cesur ve istekli gibi gözükmemize karşın, havanın görece soğuk olması bizi hemencecik çadır fikrinden uzaklaştırdı. Kısa bir araştırma, telefon görüşmeleri ve pazarlıklar ardından konaklama için Pınarbaşı'na bağlı Ilıca köyünde 15 bungalovu bulunan Park Ilıca'yı seçtik. İlçenin ve tesisin ılıca olarak adlandırılmasına sebep bungalovların ardında böğürtlenler arasına gizlenmiş eski bir hamam. Bu hamamdaki kaynaktan çıkan sıcacık su 1998'e kadar, hamamın dışına verilir, oluşan dere, Park Ilıca'nın girişindeki köprünün altından geçer Zarı Çayına dökülürmüş. Ama büyük Düzce depremi ardından kaynak akmaz olmuş.

Dönelim Küre Dağlarına... WWF burayı tüm dünyadaki 100 Orman Sıcak Noktasından biri ilan etmiş. Bu 100 noktanın 9'unun Türkiye'de olması bir çok kaynakta övünçle vurgulansa da, bunun bir şans veya talisizlik mi olduğu felsefi bir tartışmanın konusu olur. Ben basitçe bu noktalara yakın olmayı ama bunların tehlike altında olmamalarını dilerdim. WWF'in öncülüğünde sıkı bir tanıtım ve bilinçlendirme ardından burası 2000 yılında Türkiye'deki 21 Milli Parktan biri olmuş. Bununla kalınmamış, buradaki karstik jeolojik yapıyı ve bitki çeşitliliğini gelecek nesillere taşımak amacıyla Türkiye'de ilk kez tampon bölge kavramı telaffuz bulmuş ve korumayı etkinleştirmek için 34.000 hektarlık Milli Park alanını içine alan 100.000 hektarlık tampon bölge tanımlanmış. Bu arada karstik jeolojik yapı her birimizin aklında farklı çağrışımlar yaratmasına karşın, kolay eriyebilen kayaların (kalker, jips, kayatuzu) kimyasal yolla erimesi ve tekrar çökelmesi ile oluşan yer şekillerine verilen adlandırmaymış.

Biz küçük bir kısmını gezebildik ama, Küre Dağları Milli Parkı karstik yapısı, mağara ve kanyonları, şelaleleri, ormanı, yaban hayatı ve nadir türleri ile aldığı doğa harikası unvanını sonuna kadar hak ediyor. Kayıtlar milli park ve etrafındaki tampon bölgede 930 bitki türü bulunduğu ve bunların 160'a yakınının endemik yani sadece bu bölgeye doğal olarak yetişebildiğini belirtiyor. Ne yazık ki bu endemik taksonların 60'a yakını Tehlike Altında / Endangered statüsünde.
...
Ilıca Şelalesi ve çevresini keşfetmek için sabah sıkı bir kahvaltının ardından yola koyulduk. Köyün içerisinden şelaleye giden ve yöre halkı tarafından taşlar döşenerek hazırlanmış patikadan şelaleye ulaştık. Şelale Zarı Çayı'nın suyunu 10-15 metre yükseklikten yemyeşil bir gölete döküyor. Su buraya gelmeden önce dört kilometre boyunca Horma Kanyonu'ndan geçiyor. Milli Parklar Genel Müdürlüğü buraya bir seyir terası ve bir askı köprü kurmuş. Zarı Çayı bu köprünün altından süzülüp önce Devrekani Çayı ile buluşuyor, sonra da Valla Kanyonu içerisinden geçerek Karadeniz'e ulaşıyor. Köprünün ahşap zemini gece düşen çiğ yüzünden çok kaygan. Karşıya ulaştıktan sonra yol birdenbire sonlanıyor. Kısa bir tereddüt, çamurlu zeminde kısa tırmanışlar ardından tekrar hazırlanmış patikaya ulaşıyoruz... Tam daire çizip yola ilk koyulduğumuz noktadan geçerek Devrekani Çayı'na paralel kuzey kıyıdan Şenpazar yönünde ilerliyoruz. Yumuşak toprak zemin üzerindeki izler kısa süre önce buradan bir ayının ve bir çok çift toynaklının geçtiğini anlatıyor. Yaklaşık 2 km sonra karşımıza çıkan kesim yolundan yukarı, orman içine çıkmaya başlıyoruz, eğim zaman zaman 45°yi buluyor. Sık sık verdiğimiz molalar ardından Arma mahallesinden dere boyuna kıvrıla kıvrıla inen yolu izleyerek bungalovlarımıza geri dönüyoruz... Ayrılalı 6 saat olmuş, Kazım amca çayı hazırlamış bizi bekliyor...