Bozcaada'da Geceler Çok Renkli ( 2. Kısım)

Çanakkale, Türkiye


Saat 14:00´te, Geyikli iskelesinde, feribotta Ersin, Gülgün ve Nur ile buluşarak, Bozcaada´ya geçtik. Feribot ile geçerken, Bozcada´nın gerçekten boz olan rengi bizi biraz şaşırtsa da, adanın diğer kısımlarındaki bağlar ve ağaçlıklardan çok keyif alacaktık.

Bozcada´da daha önce yer ayırttığımız Aloha Otelde bizi, Otelin işletmesini yapan Semra karşıladı. Semra, 6 odalı otelde çalışan tek kişi. Odalara yerleştikten sonra hemen, Habbele plajına gittik. İnanın, ben daha önce böyle soğuk suya girmemiştim, pırıl pırıl ancak buz gibi bir deniz, insanı kendine getiriyor. Alışınca da çok keyifli.

Dönüş yolunda, adanın etrafında dolaşıp, genel bir keşif ile Ayazma, Akvaryum ve Beylik plajlarını da görme fırsatımız oldu. Daha sonra yemeğe kadar, Rum mahallesi içindeki sokaklara kendimizi vurduk. Bozcaada´nın sokakları, bence Ada´nın en güzel kısmı, döne döne, gezi boyunca yaklaşık 600 resim çekmişim, bunların çoğu sokaklarda çektiğim resimler.
İlk akşam, yemeği Rum Mahallesinde , restoranların iç içe olduğu yerde, Sandal Restoran´da yedik. Herşey çok güzeldi, özellikle mezeler ve zeytin yağlı yemekler çok güzel, ancak porsiyonlar o kadar küçük ki, bazen insanı çok kızdırıyor. Yemekte Bozcaada´nın güzel şaraplarından içtik ve bu arada birkaç güzel gece resmi de çekme fırsatım oldu.

İkinci gün, güzel bir kahvaltı sonrasında, önce adanın eneji ihtiyacının bir kısmını sağlayan rüzgar güllerini görmeye gittik. Burası adanın en batı ucuna yakın 9 adet büyük rüzgar türibininden oluşuyor. Daha sonra, Ayazma Plajına gittik. Burası daha büyük ve daha kalabalık bir plaj. Plaj dönüşü, şarabımızı alıp, Ponente Fenerine güneş batışını seyretmeye gittik. Fener alanı, şarap ve biralarını yudumlarken, muhteşem güneş batışını izleyen insanlar ile doluydu.
Akşam yemeğini, bu kez Yakamoz isimli balık lokantasında yemeğe kara verdik, ancak, herşeyi ile felaketti. Birsürü para vermemize karşın nerdeyse aç kalktık. Ersin kalktığımızda bunu garsonlara `herşey son derece kötüydü´ diye açıkladı.

Üçüncü günün sabahında, saat 05:00´da uyanıp, fotoğraf çekmeye çıktım. Otelin önünde güneşin doğuşunu çektiğim sırada, farkettim ki Nur da beni çaktırmadan videoya kaydetmiş, kanıt dedi, Ersin´e göstermek üzere. Kahvaltı sonrası, yine Habbele plajına gittik. O gün, deniz her zamankinden daha soğuktu. Bozcaada´da deniz felaket soğuk, denize yavaş yavaş girmek mümkün değil, bacağınız kesiliyor gibi oluyor, biraz hızlı yüzme ile de ısınmak kolay değil. Tabiri yerinde ise, b....unuz donuyor. Üçüncü günün akşamında , Ersin, balıkçıdan aldığımız balıkları mangalda yaptı, çok keyifli bir yemeği otelin deniz manzaralı bahçesinde yedik.

Dördüncü ve beşinci günler hep Habbele koyuna gittik, orada, şemsiyeler daha korunaklı idi. Akşamları, yine dar sokaklar içinde çok hoş ışıklandırılmış salkım ve Güverte restoranlarında yedik. Yine herşey iyiydi, ancak porsiyolar çok küçüktü.
Dördüncü gün, Bozcaada´nın dar sokaklarında gezerken, `Şarap Takıları´ ismli hediyelik eşya satan bir dükkana girdik, herşey özgündü, rengarenk cıvıl, cıvıl bir dükkan, sahipleri de çok hoş insanlar. Arkadaşlar, çeşitli hediyeler alırken, ben de fotograf çekmeye çalıştım, ancak ışıklandırma nedeniyle, gerçek renkleri elde etmek mümkün olmadı. Burası gerçekten görülmeye değer bir yer.
Bozcaada´da sokaları gezmek büyük bir keyif, tüm evler, asma, begonvil, sardunya gibi çeşitli çiçeklerle bezenmişti, günün değişik zamanlarında aynı evlerin resimlerini çeke, çeke bitiremedim.


Kemal Atalay