In De Waag

Amsterdam, Hollanda


Amsterdam ziyaretçilerinin çoğunluğunu asırlık tren garının kapılarında karşılar. Gardan çıkar çıkmaz müzeler, kiliseler, tarihi binalar ve kanallar kucaklar sizi. Hiç uyumayan bu şehirde günün her saati turist-yoğun bir kalabalık, 17inci yüzyıldan kalma tarihi binaların aralarında uzanan sokakları, meydanları ve gizli avluları doldurur. Gezilecek onlarca yüzlerce yer varken müzelerin önünde kuyruklar hiç kısalmaz; publarda, lokantalarda sadece kenar köşeler boş kalır. Garın yakınlarındaki çok katlı bisiklet parkını hemen fark edersiniz. Hemen herkesin bisikleti vardır bu şehirde. Bisiklet araba oranının 50:1 olduğu söylenir. Tramvaylar, bisikletler, yayalar ve arabalar çoğu zaman aynı zemini kullanırlar. Dışarıdan gelene ilk bakışta keşmekeş gibi gelen bu devinim, büyük bir uyum içinde işleeer gider...

Özgürlüklerin şehridir Amsterdam. Sokakta kullananı pek görmezsiniz ancak marihuana kullanımı serbesttir bu şehirde. CoffeeShop ve Coffee Shop arasındaki farkı bilmeniz gerekir, Coffee Shop`larda sadece kahve içilir.

Ve tabii Redlight District... Akşamın çökmesiyle birlikte küçük kırmızı fenerler yanar bu bölgenin sokaklarında. Siz sokaklarda gezerken vitrinlerinde beliren hanımefendiler güzel vücutlarıyla sizi yanlarına çağırırlar cesurca.

Redlight District`in yakınlarında hemen her turistin gezerken rastladığı geniş bir meydana giriyoruz; Nieumarkt. Nieumarkt`ın çevresi kafeler ve publarla çevrili, bir bölümünde adına yakışır bir meyve sebze pazarı da var. Bu geniş alanın tam ortasında ise Waag adında anıtsal bir bina bulunuyor. Waag 1488`de inşa edilmiş, yapıldığı yıllarda Amsterdam`ı çevreleyen duvarlardan şehre girişi sağlayan üç kapıdan biriymiş. Bugün Waag, Restaurant-Café In de Waag adıyla güzel bir lezzet mekanına ev sahipliği yapıyor. Tarihi binanın dışı neredeyse aynen korunmuş, içi ise 300 mumun aydınlattığı eşsiz bir atmosfere bürünmüş. Menüye deniz ürünleri hakim, Hollanda esintili bir Akdeniz mutfağı. Ben buharda pişmiş taze sebzelerle servis edilen bir parça Levrek alıyorum, Şule Morina balığı deniyor, yanında soğuk kırmızı şarap... Nefis seçim, romantik bir akşam yemeği yiyoruz...

Serdar Ölez